A Game of Thrones: Genesis
Levent Polater

Sayfa 1

    Kendi konseptleri dışında karşımıza romanlardan, filmlerden veya dizilerden uyarlanan birçok oyun çıkıyor. Bu tarz yapımların sayısı son yıllarda aşırı derecede artış gösterdi. Ancak ne yazık ki bunların %98’inin “kaymağını yeme” prosedürü olduğunun farkındayız. Fakat arasıra karşımıza Metro 2033 veya Batman: Arkham Asylum gibi “hakkını veren” oyunlar da çıkmıyor değil. Oyunseverler de onların hakkını veriyor ve milyonlarca satın almaktan çekinmiyor. E, o zaman bu geriye kalan %98’lik kısım niye bu prosedürü izlemiyor? Buna birçok örnek sayabiliriz aslında. Ya sağlam kaynak sağlayan bir yayıncısı yoktur, ya da en başından itibaren zaten hızlı bir yapım sürecine tabii tutularak bu markanın hayranı olanlarının oyunu satın alacağı düşüncesidir. Yani biraz önce de değindiğim gibi markadan “kaymak yeme” hareketi.
 
 
    İncelemenin en başında söylemekten nefret ediyorum ama A Game of Thrones: Genesis de pastanın büyük diliminde yer alan bir oyun… Yapımın 2 ana problemi var. İlki, oyun, maalesef dizinin veya romanın o harika atmosferini hiçbir biçimde gösteremiyor ve hikaye kısmıyla hâyâl kırıklığına uğratıyor. Game of Thrones’un dizisini izleyen veya romanını okuyup hayranı konumundaki insanlar, bu bağlantı kopukluğunu farkettiklerinde ne yazık ki onlar bile yapımda fazla vakit geçirmek istemeyebilirler. Bu ana sorunları bir de tepkisiz kontroller, kullanıcı düşmanı arayüz, ve berbat sunumlar gibi irili ufaklı problemlerle birleştirdiğimizde AGOT: Genesis, kendini “Kimsesiz oyunlar yuvasına” göndermeyi başarıyor.
 
     A Game of Thrones: Genesis’in tek kişilik senaryosunu oynayacaklara baştan uyarı yapalım. O kadar oyunu kötüledim ama bundan daha da kötüsü roman veya dizi ile ilgisi olmayan oyunseverler için olacaktır. Çünkü oyun, her ne kadar kurgu konusunda “zayıf halkaolarak tabir edilse de romandaki karakter ve konuları işlemeye çalışıyor. Bunlara ‘Fransız’ iseniz oyun, senaryo itibariyle sizi baymaktan da öteye geçecektir ve çok vakit geçmeden kendisini rafa kaldırma konusunda çekineceğinizi hiç sanmıyorum.
 
    A Game of Thrones: Genesis’i ilk kez açtığınızda oyunun tutorial kısmına girmek isteyebilirsiniz belki ama bu kısmı es geçmenizi şiddetle tavsiye edeceğim. Çünkü oyunun tek kişilik senaryosunu açtığınız vakit zaten 2 saatlik ve tutorial kısmından çok daha sıkıcı bir antrenman sürecine tabii tutulacaksınız. O yüzden tutorial’a girip 2-3 saatimi buraya ayırdıktan sonra campaign modunun aynı eğitimi ağır çekim olarak yaşattıran saatleri bana tek kelimeyle “işkence” gibi geldi. Aman diyeyim, siz de aynı hataya düşüp değerli zamanınızı harcamayın.
 
Oyunu biraz kötüleyici bir giriş yaptıktan sonra hemen oynanışa ve genel itibariyle Genesis’in özelliklerine geçelim. Görsel anlamda, A Game of Thrones: Genesis, beklenenin altında kalan bir yapım olmuş. Gerçi bir strateji oyunundan “aman aman” grafikler beklemek hata olur ama ardımızda StarCraft II ve Civilization V gibi örnekler varken A Game of Thrones: Genesis’ten de iyi bir şeyler görmeyi dilerdik. Gerçi A Game of Thrones: Genesis yapılış süreciyle de sıkı bir şeyler görmeyeceğimizin habercisi gibiydi, çünkü oyun çok kısa bir sürede yapıldı. Bu nesilde 1 senede yapılan çoğu oyun, artık iştahımıza uymayan bir şeyler olup çıkıyor. Tabii geniş yapımcı kadrolu ve sağlam kaynağa sahip oyunları bu bütünlemenin dışında tutmak gerekiyor. Örnek vermek gerekirse Assassin’s Creed veya Call of Duty..
 
Sayfa 2

 
     Eğer bir kasaba “nötr” durumdaysa bu kasabaya elçinizi göndererek kendinize dost yapabilirsiniz. Düşman birlikleri de bu hamle ile ilerlemeye çalışacak. Elçinizin bulunduğu bir kasabaya gelen düşman elçisi bu kasabanın size ait olduğunu görünce anında geriye topuklamak zorunda kalacak. Bunlara ek olarak casus birliğimiz bulunuyor. Bu birliği düşman çatısı altında bulunan kasabalara göndererek bu kasabalar ile gizli bir ittifak kurabilirsiniz. Tabii bu saydığım her şey düşman birliği için de geçerli. Eğer sizi arkadan vuran kasabaları tespit etmek istiyorsanız “şüphelendiğiniz” kasabalarınıza casus birliğinizi göndererek durumu kontrol edebilirsiniz.. Eğer şüpheleriniz doğru çıkarsa bu kasabanın ihaneti ortaya çıkıyor ve olası bir savaşta sırtınızdan bıçaklanma tehlikesini ortadan kaldırmış oluyorsunuz. Ancak onlarca dost kasabayı aynı anda kontrol edemeyeceğinizden bazı kasabalarınızı bu tarz ihanetler uğratmayacak derecede sağlama almalısınız.
 
  Peki düşmanınızın kasabalarınızla gizli anlaşmalar yapmasını nasıl engelleyebilirsiniz? Game of Thrones dizisinde veya romanında da gördüğümüz gibi “kan bağı oluşturmak” en kısa çözüm olacaktır. Kraliyetinizde oluşturacağınız bir “Noble Woman”ı (Soylu kadın) sağlama almak istediğiniz kasabaya gönderin ve bu kasabanın kralıyla evlenmesini sağlayın. Ancak hâlâ bu kasaba emniyette değil. Düşmanınızın kan bağı oluşturduğunuz bu kasabaya 'Assassin' göndermesi (Ezioo:) kraliçenin ölümüne yol açabiliyor. Fakat oyun, buna da önlem olarak kraliçenize 'korumalar' sağlamanıza olanak tanıyor. Eğer 'Assassin' korumalar tarafından yakalanırsa tutuklanıyor. Görüldüğü üzere Genesis, birçok yönden size seçenekler sunuyor.
 
 
   A Game of Thrones: Genesis'in genel itibariyle anlatmak istediği ve yenilik olarak sunduğu detaylar bu oynanışlarda saklı. Diplomatik bir Taş-kağıt-makas oyunu oynamak istiyorsanız, Genesis size fazlasıyla yetebilir. Ancak aksiyona yönelik bir strateji arıyorsanız A Game of Thrones: Genesis kesinlikle sizin oyununuz değil. Çünkü oyunun çoğunluğu bu oynanış ile ilerliyor ve bunun oldukça ağır olduğunu söylemem gerekli. Genel olarak monoton bir yapı sunan oyunda illa ki "dananın kuyruğunun koptuğu bir an geliyor" ve savaş patlak veriyor. Ancak savaşın çabucak olmasını beklemeyin, zaman alıyor ve orada sunulanın da pek iştah kabartıcı olduğunu söylemek de zor. E geriye ne kalıyor o zaman dediğinizi duyar gibi oldum? Maalesef çok az şey...
 
     Oyunun 'campaign'i 8 bölüme ayrılıyor ve Game of Thrones hikayesindeki ilk iktidarlardan en ünlülerine kadar çoğu karakterin neler yaptığını göstermeye çalışıyor. Her bölüm birkaç göreve ayrılıyor ve bu görevlerde karakterlerin güç kazanmak için neleri ön plana çıkardıklarına şahit oluyoruz. Oyun boyunca kontrol edeceğiniz kraliyetler birbirlerinden çeşitli bakımlardan ayrılıyorlar. Böyle anlar geldiğinde oyun, farklılıkları anlatmaktan çekinmiyor.
    Genesis gerçek zamanlı bir strateji oyunu ve yaratabileceğiniz üniteler üçe ayrılıyor. Birincisi kaynak sağlayan üniteler, ikincisi politik görevler vereceğiniz üniteler ve son olarak savaşçı olanlar. Genesis daha önce de dediğim gibi genel itibariyle politik yöne ağırlık verse de an geliyor ve savaş süreci başlıyor. İşte bu anda şapkalar düşüyor ve hangi kasabaların sizi veya düşmanınızı ihanete uğrattığı ortaya çıkıyor. Başlıyorsunuz savaşa. Ordu gücünüz daha çok kasaba sayınızla ölçülüyor. O yüzden politik aşamalarda yeteri kadar iyi olamamışsanız ağır bir yenilgiye hazır olun.
    Birliklerinizi çalılıklara saklama ve düşmanı pusuya yatırma gibi farklı savaş taktiklerine sahip olacaksınız. Fakat Multiplayer maçlar dışında bu kadar zeki davranmanıza gerek yok. Çünkü oyunda ciddi bir yapay zeka sorunu mevcut. Çünkü üniteler çoğu zaman düşmanlara aldırış etmeyip oldukları yerde sayıyorlar. Ayrıca savaşlar esnasında gözünüzü dört açsanız çok iyi olur. Zirâ askerlerinizi arkadaşlarının katliamını seyrederken bulabilirsiniz. Bu ve bunun gibi ciddi sorunlara bir de istediğiniz zaman kayıt yapamamayı ekleyin, A Game of Thrones'ta savaşmak içinden çıkılamaz bir hâle bürünüyor. Checkpoint'lere dayanan yapısıyla kendisini zorlaştıran A Game of Thrones: Genesis'te bir savaş istediğiniz gibi gitmiyorsa maalesef ya en son checkpoint'e dönmeli veya göreve en baştan başlamalısınız. Bu da büyük çaplı zaman kayıpları demek.