Haftalık Oyun Önerisi 10: Unravel

Özgür Eroğlu

Haftalık oyun önerilerimize onuncusu ile devam ediyoruz. Bu hafta bulmaca platform türünde olan duygusal bir oyun önereceğim. Diğer öneri yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Bu öneri yazılarında az bilinen oyunlar gibi bir konsept altında da kalmayacağız. Örneğin; The Last of Us Part II yayınlanmadan bir iki hafta önce The Last Of Us’ın ilk oyununu önerebiliriz. Bunun sebebi tavsiye ettiğimiz oyunu, o hafta içerisinde oynamanızın daha iyi olacak olması. Eğer bilindik bir oyunu önerirsek; yazının içeriği oyunu tanıtmak yerine, oyun için bir inceleme veya oyun hakkında konuşmak istediğimiz şeyler tarzında olacaktır. Şimdi önerdiğimiz oyuna geçelim.

Unravel
 
 
Yayıncılığını Electronic Arts’ın yaptığı, geliştiriciliğini ise ColdWood Interactive’in yaptığı Unravel, bulmaca platform türünde duygu yüklü bir oyun. 9 Şubat 2016’da yayınlanan oyun, özellikle ilk kez E3’te tanıtıldığında büyük ilgi görmüştü. Bunun en büyük sebeplerinden biri de geliştiricinin heyecandan pek konuşamamasıydı. Ancak oyunun kendisi de gayet ilgi görmesi gereken bir yapım. Özellikle bu tarz bir platform oyunu için üst düzey olan grafikleri büyük dikkat çekiyor.

Fizik tabanlı bir bulmaca oyunu olan Unravel’da, yumak ipliğinden oluşan Yarny’nin kendisinden çok daha büyük bir maceraya atılmasına şahitlik ediyoruz. Birbirini seven insanların arasındaki bağı temsilen hayat bulan Yarny, tek bir yumak ipliğinden oluşuyor ve yürüdükçe kendinden bir parçayı geride bırakmış oluyor. Bu macerada Yarny, bir ailenin uzun zaman önce kaybolmuş hatıralarını yeniden birleştirmek için çeşitli yerlere giderek ailenin hatıralarını topluyor.
 
 
Her şeyden önce oyunun grafikleri ile başlamak gerekiyor. Electronic Arts’ın desteği ile çıkmasından dolayı, çoğu büyük yapımda göremediğimiz gerçeklikte ve kalitede bir grafiğe sahip Unravel. Özellikle etkileşime girilebilir nesnelerin tamamen gerçek gibi hareket ediyor olması, bunun yanında kontrol ettiğimiz karakter Yarny’nin de gerçek gibi hareket ediyor olması, sanki bir film izliyormuş hissini kesinlikle yaşatıyor. Oyunun rahat oynanışı da bu film hissiyatını oldukça destekliyor.

Sadece grafik olarak değil, ses anlamında da oyun oldukça başarılı. Oyunun başlarında birkaç kez şüpheye düşüp camımdan dışarı baktım, bu kuş sesi oyundan mı geliyor yoksa dışardan mı geliyor diye. Aynı şekilde nesnelerin ve doğanın sesi de son derece kaliteli. Oyunda herhangi bir diyalog bulunmuyor, bu yüzden doğadaki seslerin, mimiklerin veya hareketlerin net ve gerçekçi olması da hikâyeyi anlamanızda büyük yarar sağlıyor.
 
 
 
Yukarıda da bahsettiğim gibi oyun temelde bir bulmaca platform oyunu ve tüm mekaniklerini ana karakterin iplikten oluşan bir karakter olması üzerine kuruyor. Yarny, yani ana evin içerisinde oyuna başlıyor. Masanın üzerinde bir anı defteri bulunuyor, ancak hiçbir fotoğraf veya yazı gözükmüyor. Sizin amacınız da bu defteri tamamlamak. Evin içerisinde bir fotoğraf bulup o anıya doğru bir yolculuğa çıkıyorsunuz ve bazı parçaları bulmaya çalışıyorsunuz. İlk fotoğraf ile bir yolculuğa çıktıktan sonra diğer yolculukların sırasına siz karar verebiliyorsunuz. Ayrıca daha önce oynamış olduğunuz bir bölümü de tekrar oynayabiliyorsunuz.

İlk bölüm tamamen oyunun mekaniklerini tanıtmak ve öğretmek için yapılmış. Daha önce de bahsettiğim gibi Yarny, yürüdükçe üzerindeki ipliği geride bırakarak gidiyor. Yani hala bir parçası evde bulunuyor. Tabii üzerindeki iplik ile de sonsuza kadar gidemiyorsunuz, ancak buna sonra daha sonra geleceğim. Yarny sizin de tahmin edebileceğiniz gibi zıplayarak engelleri aşabiliyor. Bunun dışında elindeki ipliği ki aslında bu direkt olarak eli demek oluyor, oyunda işaretlenmiş yerlere atabiliyor. Yani kafasına göre elindeki ipi her yere atamıyor. Bölüm dizaynlarında belli yerlere düğümler ve ipliklerinizi bağlayabileceğiniz yerler konulmuş. Bu tarz yerlere ipinizi fırlatarak kendinize bir halat oluşturabiliyorsunuz. Bu halatla da kendinizi sallayıp ileri doğru atılabiliyor veya yukarı doğru tırmanabiliyorsunuz. Bunun dışındaki kancamsı yerlere ipinizi bağlayarak iki kanca arasında köprü oluşturabiliyorsunuz, bu köprüyü ayrıca trambolin olarak kullanarak daha yükseğe zıplayabiliyorsunuz. Ya da daha önce gittiğiniz bir yere, geride bıraktığınız ipleri çekerek ulaşabiliyorsunuz.
 
 
Oyunun bulmacaları ise tamamen yolunuza nasıl devam edeceğinizi bulmanız üzerine kurulmuş. Burada da ipin ve çevrenin tüm fiziğini kullanarak bulmacaları çözmeye çalışıyorsunuz. Oyunu oynarken hiçbir zaman “inanılmaz yaratıcı bir bulmaca yapılmış bu kısımda” demedim. Veya zorlandığımı da söyleyemem. Zorluğu orta düzey olan, en fazla birkaç seferde deneyerek çözebildiğiniz bulmacalara sahip oyun. Ancak Yarny’nin ipten yaratılma olduğu çok güzel bir şekilde kullanılmış.

Tabii daha önce de bahsettiğim gibi Yarny’nin üzerindeki ipler sonsuza kadar gitmiyor. Sürekli bitiyor. Sizin de bu kısımda, yolunuza devam ederken yeni ipler bulmanız ve kendinize eklemeniz gerekiyor. Tabii bu kısım ne yazık ki çok basit tasarlanmış. Aslında isterdim ki bir can barı gibi iplik barımız olsun ve ona göre sağı solu daha fazla gezmek zorunda kalalım. İpliğimizin bittiği yerde de geriye dönüp iplik bulmak zorunda kalalım. Kısacası sanki bir hayatta kalma oyunu gibi olsun isterdim oyunun bu yönünü. Ancak bu şekilde yapmamışlar. Oyunu oynarken üzerinizdeki iplik bitiyorsa o sırada çözdüğünüz bulmaca size bir iplik kazandıracaktır ya da hemen arkanızda bir yerdeki ipliği kaçırdınız demektir. Yani herhangi bir şekilde zorlanmıyorsunuz iplik ararken, her zaman gözünüzün önünde oluyor. Dediğim gibi etrafı gezmek çok daha keyifli olurdu, çünkü oyuna dair en beğendiğim kısım kesinlikle çevre tasarımı.
 
 
Sadece bu yazıdaki görsellerden bile anlayabilirsiniz oyunun görselliğinin son derece gerçekçi ve kaliteli olduğunu. Sadece bu gerçekçilikle de yetinmeyip çevreyi de muazzam tasarlamışlar. Oyunda kullanılan tüm renklerin çok daha canlı tonları kullanıldığı için oyun zaten sadece grafikleriyle bile huzur dağıtıyor.

Dediğim gibi renkler oldukça canlı. Oyunda da farklı farklı renkleri görebileceğimiz ve birçok farklı tasarımı bulunan yerlere gidiyoruz. Mevsimsel geçiş gibi diyebilirim. Her bölümde de muazzam şekilde tasarlandığını söyleyebilirim çevrenin.

Son olarak ise sizin de fark edebileceğiniz gibi oyunun oldukça duygu yüklü bir hikayesi bulunuyor. Oynarken bile yüzünüzden tebessüm eksik olmuyor. Oyun da korku hariç her duyguyu size başarılı bir şekilde hissettirebiliyor.
 
 
Sonuç olarak toparladığımda ise bulmacaların çok zorlamadığı, rahatlamak için oynanabilecek, film tadında bir oyun Unravel. AAA oyunların şiddetinden sıkıldığınızda içinizi ferahlatmak için girebileceğiniz başarılı bir yapım.

Oyun şu anda PC, PlayStation 4 ve Xbox One üzerinde mevcut. Ancak oyun ayrıca EA Access hizmetine ait bir oyun. Yani EA Access’iniz varsa ücretsiz bir şekilde oyunu oynayabilirsiniz. Bunun dışında oyun şu anda Steam’de %50 indirim ile 64,50 TL’ye satılıyor. Bu fiyata değeceğini kesinlikle söyleyemem ama EA Access servisinin de yakın bir tarihte Steam’e geleceği biliniyor. Yani kısaca biraz daha bekleyebilirsiniz, eğer PC kullanıcısıysanız.

Unutmadan bu oyunun bir de devam oyunu olduğunu ve onu da önerdiğimi ekleyeyim. Onun detaylarına da başka bir öneri yazımızda bakarız.